4/11/2006 -
Penceremden usulca süzülüp, bedenimi titreten rüzgarı dinledim dün gece ufak bir ses duymak umuduyla bekledim dakikalarca. Ama nice sonra anladım bekleyişimin beyhudeliğini.
Uzaklığın pasına dokundum bir kez daha kanattı içimi bir uçurumun kıyısındaymışçasına, yumdum gözlerimi düşmemek için daha fazla uzaklaşmamak için yaşadığım kentten. İlkti bu nasıl alışır ki insan kolayca? Bir ateş gibi düşüp yaktı içimi. Varıp anlatmak istedim dostuma uzaktı hem de çok uzak. Kat etmek istedim kilometreleri koparamadım zincirleri.
Ardımda bırakıp gül çağrılarını söylemek istedim o içimde yarım kalan türküyü, vakitsiz bir sonbahar akşamında. Adı ayrılık, adı acı, adı hiç bilmediğim bir şey kokan türküyü. Sonra apansız içimden çıktı türkünün sesi ve duydum sesimi. Söyledikçe o türküyü uzaklaştım yurdumdan, sevdiğimden ve en önemlisi kendimden. Bile bile içimi acıtıp söyledim o türküyü.
Ayrı takvimlere düşürüyor zaman insanları. Söküp alırcasına parçalarcasına atıyor birbirinden ayrı zamanlara, yaşamlara. Türkü işledikçe varıyorum farkına yaşamımdaki boşlukların ve anlamsızlıkların.
Irmaklar gibi akıp uzun uzun, terk ettiğim kenti arıyor gözlerim, kumral bir çocuğun yaz öyküsünü anımsatıyor kimsesizce. Rüzgarın peşine takılıp bir nefes gibi, gökyüzündeki resimleri anlatışını duyuyorum. Bahar çiçekleri ile süslediği, fırtınaların, boranların dayanamadığı düşlerini düşünüyorum. Gözlerinde sevgi, ellerinde emek, yüreğinde sevda hangi uzaklık dayanabilir ki buna? Gece sararken her bir yanımı ayırıyor bedenden canımı. Bilmece oluyorum gündüzlerle geceler. Yıkıntılar içine giriyorum, toprak alıyor nefesimi alıp gidiyor düşlerimi, duyuramıyorum sesimi. Gözlerimde can bulan dost gülüşler asıyorlar yüzlerini kederime, asıyor çaresizliklerime...
Ne kadar yaklaşırsam, o kadar uzaklaşıyorum kentime, insanıma. Ne kadar ararsam o kadar kimliksizleşiyorum bu kentin yozluğunda. Belki de acının tarihini yazan yer olduğunu düşündüğümden bu beynimdeki uğultu. Kim bilir belki de yalnızlığımın şehri olduğundan. Hasret koyduğundan düşlerimle arama.
Işığın bile renginin olmadığı boş vagonlarında gezinilen bir tren kadar ıssız olan her şeyin yabancısıyım. Her şey farklı her şey uzakta kalışımın acısını çıkartıyor. Ayrı zamanlarında yaşadığım bu hayat cezbetmiyor eskisi gibi yüreğim daralıyor. Uzaklarda sarıp dindiremiyorum sancısını susuyorum hep susuyorum kana kana konuşmak isterken delicesine.
Yollar buluşuyor yüreğimde hasretler kardeş oluyor düşlerime. Canımı vereceğim bir gerçekliğimin olmadığını hissedip titriyorum bir kez daha uzaklarda. Bulutlara, göğe, yıldızlara çığlıklarla duyurduğum paylaşımımı, hiçbir yere sığdıramadığım sevgimi, geride bıraktım; dağlara, kırlara, ağaçların kurumuş yapraklarına...
Rüzgarın kanadına konup uçmak uzaklaşmaksa söz sana yüreğim bir daha uçmayacağım, bir daha dokunmayacağım ateşlere.
Gökyüzünde yıldız olmak dindirmekse uzaklığı, yıldız olmak istiyorum yüreğim, artık dayanamıyorum bu uzaklığa...

|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
20/9/2006 - MEZARLARIMDA ÖLÜLER BİRİKTİRMİYORUM ARTIK!
Sağlamasını yapın istediğiniz kadar sözlerimin, duruşumun, bakışımın, sevgimin çıkarsızlığına şaşırın, deneyin. Ne çok büyük bir acı, ne devasa bir sevinç içimdeki olmayan gerçeği ortaya çıkarabilir, Mezarlarımdaki ölülerime dua etmiyorum artık, Mezarlarımda ölüler biriktirmiyorum...
İnanmayalı çok oldu, imkansızlık mertebesine yükseltebileceğim birine… Çünkü ben ölülerimi yaşatma telaşına aşinayken, varlığımda bin kez yitiyorum Derinlerimde ölüyorum; soğuk, ıssız, çaresiz Seçimlerim karanlık gölgeler gibi dikiliyor önüme…
Her yara aynı yerden kanar biliyorum! Akacak kanım kalmasa da sevgimin mateminden…
Yaramı kanatacak biri daha olmayacak Bu bir intikamdır; kendimden, parça parça söküp alıyorum Issızlığın yankısına karışıyor sesim, içime gömülüyor çığlığım, duyuramıyorum.
Ünlemler, soru işaretleri, anlamsızlıklar birikiyor beynimde; ağırlığı altında eziliyorum… Yorgun düşüyorum düşüncemden Geçin benden... Gidin... !
Geceye yazdım kırıklarımı, emanettir, saklıyorum. Ellerimde ufalanıyor yıldızlar Işığımı kaybettim, bulamıyorum…
Katrem derya içredir; gözlerimin deryasından damla damla düşüyorum toprağa. Ağlasam anlar mı beni? Ölü toprağını yeşertecek gözyaşım kalmadı. Ağlar mı beni, benim ağladığım gibi?
Simsiyah bir boşlukta, el yordamıyla arıyorum yaşamı. Uzakta bir yerde koşacağım bir ışık huzmesi yok… Işığa koşan karanlık, ateşin etrafında dönen pervane değilim ki, Benim içimde ölen bu duyguya yer yok.
Amaçsız karanlıkların ürperten korkusu tenimde, elleri boynuma dolanıyor çaresizliğin... Üşüyorum! Korkuyorum! Boğacak yine anlıyorum.
Bu son olsun kalbimi acıtan, düşüncemi azarlayan Sevgimi sınayan… Bu son olsun…
Benim mezarlarımda ölülerden yer yok Ölülerin duası yok… Gidin benden! Mezarımda bir ölü daha istemiyorum…
|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
11/9/2006 - Hayatın anlamı
Hayatın anlamı nedir? Kendimizi hayatın neresine koyup da yaşamaya çalışıyoruz? Güzelliklerin tadına varmak uğruna savrulurken birilerini mutlu etme telaşında kendimizi bulamıyoruz yerdeki hazan yapraklarının arasında.... Ne istemiştim yıllar önce kendi adıma ya da ne istiyorum şimdilerde kendim için? Artık anlamı ya da önemi var mı? Ne derseniz deyin, ne yaparsanız yapın suyun akışını değiştirmek mümkün değil...Sadece kaybetmeyi öğreniyoruz ve bu yenilgilerden ders alıyoruz, güç depoluyoruz ve yeni yenilgileri güler yüzle karşılamaya çalışıyoruz...Neden mi? Çünkü yaşamak, sonsuz bir orman...Her ağaç, bir kır çiçeğini saklıyor gölgesinde...Tökezlediğimiz her taşın altında bir minicik uçuç böceği size bakıyor merakla...ve...hiç bitmiyor bu döngü...Görmek, anlamak ve sevmek...Budur yaşamın özü... Her nerede ve kiminle yaşarsak yaşayalım, içimizdeki umut kıvılcımını hep ama hep canlı tutabilmeliyiz...Gülen gözlerimizin ardındaki ruhumuzun buna ihtiyacı var ve bizim sevincimizden etkilenecek nice canlar var...
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
6/9/2006 - sen ve son
Unutmak ne dipsiz bir seydir ki, unutanlara unuttuklarını bile unutturuyor.. Unutulmak ne acı bir seydir ki, unutulanın unutulusuna aglayısını kimse hatırlamıyor. Unutustan cıkarıldık her birimiz ,yüzümüz gün yüzüne degeli ,tenimiz günese eriseli beri, Unutulmaktan alındık unutmaktan sakındık,Hatırı sayılır olduk ,ne var ki, Unutmak yasamak kadar elimizin altında,ve unutulmak ölüm kadar yanibasımızda.. Ölüm bizi geldigimiz yere ,nisyana götürüyor tekrar...Ölüm unutuslara gömüyor yüzümüzü Tenimizi tanıdıklarımıza yabancı kılıyor,yasarken ölümü anmıyoruz o yüzden Yasarken ölümle aramıza sahte uzaklar koyuyoruz unutulmak korkusu bu En cok unutulacagımızı unutuyoruz ve ve herkesin unuttugu anlarda Hatırlanmaya deger olmadıgımız zamanlarda hatırımızı tek sayanın yaradanımız oldugunu cabucak unutuyoruz.... Sen ki hic unutmadın ve hic unutmazsın bizi, bize senin zikrini unutturma Rabbim....... Hatırlaki, toprak ayagının altından cekiliyor ellerin son defa dokunuyor güle ve güne Gözlerinin karası son kareyi alıyor ısıktan ve karanlıga hazırlanıyorsun. Gözkapaklarının kapanısı, seni bir dagın ardına götürecek. Unutmaya ve unutulmaya hazırlanıyorsun. Varlıgın, incecik dudaklarda bir kuru söze dönüsecek ,O dudaklardan insan sıcagını tadamıyacaksın mesela... Hatıran bir tastan ve hüzün renkli bir topraktan ibaret kalacak.... Kahkalar seni yanlız bırakacak... Mutluluklar seni hesaba katmadan tamam olacak .Sana arkalarını dönecekler........ Dönüp yüzüne bakmıyacaklar, senin kokun uzakların kokusu olacak... Tenin topragın sogugunu tadacak.. Ve gelecek ölüm. Gözleri, gözlerin olacak! Hatırlaki, yarınki gün seni taze bir toprak yıgınının altında bulacak.. Bir gün saatinin akrebi senin uzanamadıgın anlara dogru dönecek.. Sen olmayacaksın ,ve kolundaki saat sensiz zamanları tırmanıyor olacak... Sulamayı unuttugun cicegin bile ,senden sonra solacak.Yüzüne gün ısıgı vurmayacak ...Hayatının ebedi rengini ,dar ve sessiz bir boslukta bulacasın.. Ya küle dönecek, ya güle dönüşeceksin... Yarınsız ve sonsuz bir günün yanagında incecik bir gamze olup kristalleseceksin... Yüzün solacak, ellerin, hiç bir yere varmayacak, parmakların, hic bir şey göstermeyecek... Ve ayaklarının altında, hep bosluk kalacak.. Unutmaki simdi toprak ayagının altından cekiliyor, Yürüdükce,ince bir hesap cizgisine cekiliyorsun.. Unutmaki elinle ölüme dokunuyorsun. Elinle ölümü dokuyorsun. Hatırlaki ,gözlerin ölüme bakıyor, gözlerin bir cesedi alacakaranliga tasıyor.. Hatırla o zamanıki, sen boz topraklar altında ,derin unutuslarda eriyorsun. En son kaleminin karanlık izi kalıyor soguk sayfalarda. Ve sözlerin kırık dökük hatıralara dönüşüyor Solgun bir gül gibi, elden ele dudaktan dudaga dolasıyor. Hatırla, hatırlaki sen sözleri genc kalpleri taze asklara tasıyan ölü bir sairsin ...Hatırlaki ,sen masum ve sonsuz bakıslı gözlerin kapı aralarında bekledigi bir babasın.. Baba cıglıklarını sana eristiremiyor oglun, Elinin sıcagı özlenen sevgilisin sen .Hatırla ,hatırlaki iki rakam arasında cizilmis egreti bir cizgiye indirgenmissin.. Mezar tasın unutuldu, ve hatta mezar tasın bile, seni unuttu diye ve hep baskaları var dısarıda ,Hep yabancılar geziyor yıkık mezar tasları arasinda... Kimsenin tanıdıgı degilsin artık, kimsenin özledigi degilsin... Kimsenin bekledigi degilsin, kimsenin ardı sıra gözyası döktügü degilsin, kimsenin ölüsüde degilsin.... Tıpkı simdi oldugu gibi oysa sen ve son ne kadarda uzak görünüyordunuz birbirinize ......Ey Rabbim senden bir tesehhüd miktari ömür, bir LA İLAHE İLLALLAH miktarı ölüm istiyorum senden.....
LA İLAHE İLLALLAH
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|
Hakkımda
Bana sor sevgili okur: sana ben söyleyeyim NE MAHİYETTE ŞU KARŞINDA DURAN ŞİİRİM? BİR YIĞIN SÖZ Kİ İÇTENLİĞİDİR ANCAK HÜNERİ NE SANAT BİLİRİM ÇÜNKÜ: NE SANATKARIM ŞİİR İÇİN ''GÖZYAŞI ''DERLER ONU BİLMEM YALNIZ ACZİMİN GÖZYAŞLARIDIR. BENCE BÜTÜN ESERİM AĞLARIM, ANLTAMAM
HİSSEDERİM, SÖYLEYEMEM
DİLİ YOK KALBİMİN
BUNDAN DA NE KADAR RAHATSIZIM
OKU, EĞER SANA BİR DUYGULU YÜREK LAZIMSA
OKU, ZİRA ONU YAZDIM
İKİ SÖZ YAZDIMSA....
Kategoriler
Arkadaşlarım
h2so4 maviperi naznet lebiderya yanlizlikbenimadim demetduyuler kozan unzilecekim istanbulstil mnz biltir mehmet toprak pistols ummet55 meslina yagmurtuana kun minare genocide ercandemirtas lemazi52 nerdesineylul huzunvakti burcuercis iyilikmelegi77 buruciye
|